Para…Para…Para…

Para, mal ve hizmetlerin değiş-tokuşu için kullanılan araçlardan en yaygın olanı. Para sözcüğü ile genellikle madenî para ve banknotlar kastedilmekle birlikte; ekonomide, vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da parayı meydana getiren unsurlardan sayılır. Vadeli mevduat, devlet tahvili gibi değişim araçları ise para benzeri olarak değerlendirilir.

Para değer denkliğinin bir göstergesi olarak değer ölçütü, değişim ve saklama aracı olarak kullanılır. Bu gösterge maddi ya da nominal değerde karşılıklar bulabilir. Maddî nitelikte paraya örnek olarak madeni para, banka teminat belgeleri ya da banknot, çek ya da senetler örnek verilebilir. Nominal nitelikte paraya ise banka hesabındaki para ya da kredi onayı örnek verilebilir. Para gündelik yaşamda takas aracı olarak kullanılır. Doğrudan doğruya takas yapan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında diğer takaslar için geçerli olması, parayı diğer takas araçlarından ayıran önemli bir özelliktir.

Günümüzde kullanılan borca dayalı para sistemi ile işleyen ekonomilerde sanıldığının aksine parayı devletler üretmez. Bu sistemde para, borç demektir. Para bankalar tarafından müşterilerin borçlanmasıyla üretilir. Mevcut paraların tamamına yakını itibari para olduğu için nakit paranın altın ya da döviz rezervleriyle değişimi olanaksızdır. Günümüzde kullanılan nakit para miktarı, her devlette para basmaya yetkili özel bir banka olan merkez bankası tarafından kontrol edilmekte ve ticari bankalar aracılığı ile piyasaya sürülmektedir. Ticari bankalar Merkez bankalarından alınan paraların karşılığından fazla elektronik ortamda para yaratarak müşterilerine verebilirler.

Etimoloji

Para sözcüğü Türkçeye, Farsça pâre (küçük parça) sözcüğünden geçmiştir.

Para bir ülkenin para sahasına dâhil olan madeni ve banknot sistemini içeren tüm para varlığıdır. Para sahası da bir paranın yürürlük alanı anlamına gelir ve mal, hizmet takasını sağlar. Para birimi ise genellikle ülkelerin para türleriyle eş anlamda kullanılır. Bu nedenle para birimi, paranın bir alt biçimi olarak görülür. Çoğu para birimi, uluslararası döviz piyasalarında da işlem görür. Bu piyasalardaki değerler de kambiyo ya da döviz kuru adını alır. Piyasada bulunan neredeyse tüm nominal para değerleri, ana birim ve bunun yüzde biri değerinde olan alt birimlerden oluşan ondalık sayı sistemine dayanır.

Günümüzde para stokunun kontrolünü yani para politikasını, merkez bankaları yürütmektedir. Neredeyse tüm batılı ülkelerin merkez bankaları bağımsızdır, yani hükümet merkez bankalarına ya neredeyse hiç müdahale edememekte ya da hükümetin nadiren, dolaylı ve küçük müdahalesi olabilmektedir.

Bir paranın konvertibilitesi dünya piyasalarında serbestçe alınıp-satılabilir ve değiştirilebilir olması demektir. Ayrıca bir para birimi, altın ve/ veya gümüşle tanımlanıyor ve banknot bu para birimiyle her zaman değiştirilebiliyorsa yine konvertibiliteden söz edilebilir.

Şu an dünyada yürürlükte olan resmi para birimi 160’tan fazladır(ISO 4217). Uluslararası alanda geçerliliği olan başat döviz birimi Amerikan Doları ve Euro’dur. Resmi para birimine nispeten bölgesel olan tümleyen para birimi ise takas aracı olarak kabul görür.

Halk arasında eski önemini yitirmiş bir para birimi genellikle yedek değer olur. Örneğin II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ödeme ve takas aracı olarak sigaranın para birimi olarak kullanılması. Bu geçici para, kriz zamanlarında resmi para biriminin yerini tutmuştur. Para birimleri diğer devletlerin yedek para birimi olarak da kullanılmıştır. En iyi bilinen örnek; Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Doğu Alman Markı yerine Alman Markı’nı kullanmasıdır.

Paranın Dört Temel İşlevi

Paranın değişim aracı işlevi: Para bir hak ölçüsüdür. Altın karşılığı para kullanan bir devlet ne kadar para basarsa Merkez bankasına o değerde Altın stoklaması veya koyması lazımdır. Günümüzde Türkiye herhangi bir karşılığı olmayan “fiat” sistemine dahildir.

Paranın ticari işlemlerdeki fonksiyonu tam burada ortaya çıkar. İki malın değişiminde para, bir üçüncü mal olarak araya girer ve değişim iki bölüme ayırır. A malı verilip karşılığında para alınır, başka bir yer ve zamanda ise para verilip B malı alınır.

Paranın bu şekilde mal değişimini iki bölüme ayırması, paranın bir değişim (mübadele) aracı olma işlevidir.

Paranın hesap ve değer birimi işlevi: Paranın hesap ve değer birimi olarak işlevi, onun bir değişim aracı olma işlevinden kaynaklanır. Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir. Öte yandan para sayesinde iktisadi değerlerin tek bir ölçü birimiyle ifadesi de sağlanır. Özellikle işlemlerin kaydının tutulmasında paranın bu işlevi zorunludur.

Paranın değer biriktirme ve spekülasyon işlevi: Para, arz ve talebin rahatlıkla karşılanmasını sağlar. Sermaye birikimi ve yatırım aracı olarak da kullanılır.

Paranın bir iktisat politikası aracı olması işlevi: Gelişmiş bir para ekonomisine sahip ülkelerin para otoriteleri 20. yüzyılda sıklıkla, faiz oranları ve para arzını kontrol etmek yoluyla, paranın bir iktisat politikası aracı olarak kullanmışlardır.

Para Çeşitleri

Mal para ve itibari (temsili) para olmak üzere ikiye ayrılır:

Mal para

Hem mal olarak kullanıldığında bir değere sahip olan hem de değişim aracı olarak kullanılabilen nesnelere denir. Buna en iyi örnek altın paradır. İkiye ayrılır:

Tek Maden Sistemi

Tek maden (normalde altın) burada madeni para birimi olarak görülür.

  • Altın sikke sistemi: Altın madeni paralar ödeme aracıdır. Bunun yanı sıra her zaman EQ altınla değiş- tokuş edilebilen banknotlar da tedavülde yer alır.
  • Altın külçe sistemi: Tedavülde altın yerine ödeme aracı olarak banknotlar, madeni paralar kullanılır. Ancak bu paralar karşılığında altın merkez bankasında rezerv olarak tutulur.
  • Altın kambiyo sistemi (Bretton-Woods Sistemi): Merkez bankası rezervleri altın ve parası altına endeksli diğer ülkelerin dövizlerinden oluşur. Bu sistem 1971’de ABD’nin dolar karşılığında altın vermeyeceğini açıklamasıyla son bulmuştur.

Çift Maden Sistemi

Çift maden (altın ve gümüş) burada madeni para birimi olarak kullanılır.

  • Çift metal para sisteminde her iki metal arasında sabit bir döviz kuru ilişkisi vardır. Buradaki sorun; metaller arası değişen kıtlık durumuna göre bu nominalin gerçek değişim ilişkisinden farklılaşabilmesidir. Gresham Yasası (Kötü para iyi parayı piyasadan kovar), mal ve hizmetlerin yüksek değerli para yerine; düşük değerli parayla bir biçimde ödenmesini kapsar. Altın ve gümüş arasındaki değer ilişkisi bir yasayla belirlendiğinde ve bu ilişki madenlerin piyasa fiyatlarına uymaz ya da madenlerin piyasa fiyatları değişirse, bunun sonucunda insanlar piyasa işlemlerinde değeri düşük sikkeyi kullanır, fiyatlar düşük değerli sikkeye yön vermeye başlar ve değeri yüksek sikkeler tedavülden kalkar.
  • Paralel değerde ise metaller arasındaki döviz kuru ilişkisi zayıftır, bu nedenle iki para birimi de (altın ve gümüş) bir arada kullanılır.

İtibari Para

İtibari para, hükümet kararına dayalı çıkartılan, altın, gümüş vs. karşılığı olmayan, altında imzası olan yere ve düzenlediği kağıdın taklit edilemeyeceğine güven üzerine kurulmuş, mal ve hizmet alışverişi için kullanılan banka kağıdı veya kâğıt para demektir. Günümüzde dolaşımda olan paralar bu şekildedir.

Manipülasyona uğramış kâğıt para değerleri: Altınla konvertibilitesi olmayan bu kâğıt paraların ödeme gücü artırılabilir. Günümüzde para miktarını, her devletin kendi bağımsız merkez bankası kontrol etmektedir. Nakit paranın altın ya da döviz rezervleriyle değişimi olanaksızdır. 1971’de ABD Başkanı Richard Nixon’un Amerikan Dolarının altın karşılığını kaldırmasıyla birlikte modern siyasi iktisatta paraların tamamına yakını kâğıt paraya dönüşmüştür. Bu bağlamda Avusturya Okulunun (İktisadi düşünce okulu) terimlerinden olan itibari para (Fiat Money) yerini almıştır.

Kaydi Para

Bankaların Kısmi Rezerv Sistemi’nde (KRS) kredi vermek suretiyle yarattıkları sanal paradır. Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) denen mevcut küresel finans sisteminde piyasadaki paralar içinde fiziksel para %10’luk kısmı oluştururken Kaydi Para %90’lık kısımdır. Yani piyasadaki paranın %90’ı bankalarca yaratılmaktadır.

Tarihçe

Şark, Mısır ve Afrika

MÖ 3. yüzyıl başından itibaren bakır, gümüş, kalay ve altın gibi madenler paranın yerini tutmuş; paranın değişim aracı, ödeme aracı, hesap birimi ölçüsü, değer saklama aracı olma gibi işlevlerini yerine getirmiştir. Bu madenlerin yanı sıra tahıl ürünleri de değer ve takas ölçüsü olarak kullanılmıştır. Ancak destekleyici üretime bağlı olan Oikos ticareti ile bağlantılı olarak saray ekonomisi, kendi üretimine dayalı malların değiş tokuş yoluyla veya hizmet yükümlüğü karşılığında sağlanmasından ötürü para odaklı ekonominin gelişimini engellemiştir. Bu nedenle madeni para, sadece birkaç ekonomi dalında kendini kabul ettirebilmiştir.

Afrika’da her dönem farklı para değerleri tedavülde olmuştur. Bu değerlerin hepsi değer biriktirme işlevi görmüştür. Ödeme aracı olarak inci, fildişi, sığır ya da Manilla kullanılmıştır. 15. yüzyılda ise köle ticaretinden elde edilen gelirler (özellikle köle alım- satımında kullanılan Manilla halkası) söz konusu olmuştur.

Yunanistan

Antik Yunan’da mallar, yerine getirdikleri para fonksiyonlarına göre sınıflandırılmıştır.

  • Değer ölçüsü: Sığır
  • Değer biriktirme: Mücevher
  • Takas aracı: Şarap, bakır, demir ve köleler
  • Ödeme aracı: Demir çubuk ve uzun çivi

Bu bağlamda, paranın standartlaşmış kamusal ödemeler için şehir devletlerinde(Polis) belirgin bir öneme sahip olduğunu varsaymak gerekir. İlk madeni paralar MÖ 600′ lü yıllarda Batı Anadolu’da darp edilmiştir. Bu paralar gümüş- altın alaşımı/ elektrum/beyaz altından elde edilmiş ve büyük olasılıkla da sadece bölgesel çapta kullanılmıştır. Sikkelerin gümüşten yapılması zorunluluğunun (olağanüstü durumlarda altın ve bronzdan) hâkim olduğu Yunanistan’da madeni para kullanımı hızla artmıştır. Sikkelerin ağırlığı Polis şehri damgasıyla garanti altına alınmıştır.

En önemli para değeri Yunan Drahmisi olup 1831’den 2001 yılına kadar Yunanistan’da kullanılmıştır. MÖ 5. yüzyıl başlarından itibaren de paralı ekonomiden söz edilebilir. Antik monetarizmin merkezi Atina olup, para değeri de tüm Akdeniz sahasında dolaşmaktaydı. Bunun temelinde de Atina’daki demokratik yapı ve ticari piyasa yatmaktadır. Ancak Büyük İskender’in Atina’ yı hâkimiyetine almasıyla yeni bir para tedavüle girmiştir.

Roma

Antik Yunan’da olduğu gibi Roma İmparatorluğu’nda da farklı para türleri vardır. Genel olarak geçerliliği olan bir para biriminin standartlaştırılması MÖ 500’de mümkün olmuştur. Para burada cezanın tespiti görevi de görmüştür.

Roma İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte savaş ganimeti olarak daha büyük altın- gümüş ve bronz yatakları bulunmuştur. Bu da para basımının çoğalmasını sağlamıştır. İlk olarak bronz ve gümüş madeni paralar basılmıştır. Yunanlara göre Romalıların madeni paraya geçişi daha geç olmuştur.

Pön Savaşları’ndan ötürü askeri finansman için gereken büyük miktardaki para da madeni paranın değerinin düşürülmesiyle elde edilmiştir. Diğer yandan da Roma’nın parası İtalya’da o kadar yaygınlaşmıştır ki tüm İtalyan şehirlerinde para basımı durmuştur. Yeni fethedilen bölgelerde Roma’nın esas parasıyla konvertibilitesi olan sayısız farklı para birimi hâkimdi. Sınırların daha da genişlemesiyle birlikte Roma’daki gümüş miktarında artış olmuş, böylece de ülke harcamalarının büyük bir kısmı yeni gümüş paraların basımıyla finanse edilmiş; bu da ilerideki yüzyıllarda para değerinin düşmesine ve MS 3. yüzyılda Romalı gümüş paranın tedavülden kalkmasına yol açmıştır. Bu nedenle artık Romalıların da gümüş madeni gibi kıtlaşan yeni madeni para türlerine güveni kalmamış, böylelikle özellikle eski madeni paralar istiflenmiş ve eritilmiştir. Para bu nedenle eski önemini kaybetmiştir. Bunun sonucunda da Roma askerlerinin tayın bedeli tahılla ödenmiştir. Buna tepki olarak İmparator I. Konstantin ise gümüş parayı istikrarlı altın para ile karşılamıştır.

Antik dönemin sonlarında ise yeniden düzenlenen para sisteminde bu sefer yüksek değerli gümüş ve bronz paralar darp edilmiştir, altın paralar ise daha sonra çıkarılmıştır. Tüm bunlara rağmen gümüş para, Roma’nın gümüş ve bronz madeni paralara dayanan para sisteminin altın ve bronz para değeri sistemiyle değiştirilmesi neticesinde yine önemini kaybetmiştir.

Bizans

Bizans’ın para değer sisteminin temelini, I. Konstantin zamanında uygulanan Solidus (sikke) (Türkçe: temel/sağlam) adı verilen altın para oluşturmaktadır. Bu para yaklaşık 1000 yıl önce- MÖ 5. yüzyıldan MS 700 yılında Dinar’ın piyasaya girişine kadar- tedavülde kalmıştır. Bunun nedenleri de yüksek altın değeri ve bu değerin istikrarıdır. Bu gelişim karşısında gümüş gittikçe önem kaybetmiştir. Ancak, tıpkı bronz para gibi, gümüş para da altının yanı sıra ödeme aracı olarak geçerliliğini sürdürmüştür. Para Bizans toplumunda çok yüksek bir öneme sahip olmuştur. Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslararası ticarete de imkân sağlamıştır. Fakat bu özellikler de Bizans bölgesinde artan güvensizliğe neden olmuştur.

Ortaçağ’ın İlk Dönemleri

Şarlman döneminde Solidus ile benzer özellikler taşıyan fenik ya da gümüş dinar adı verilen madeni paralar çıkarılmıştır. Kamusal alanda altının tedavülü de devam etmiştir. Altın aynı zamanda gittikçe takas aracına dönüşmüş ve ticaret için piyasada kullanılmaya başlanmıştır. İlk altın para, ödeme aracı özelliğini kaybederek sadece değer biriktirme amaçlı kullanılmıştır. 7. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar ise sadece altındaki hesap parası özelliği taşıyan saf gümüş para değerine geçilmiştir.

Kâğıt Paranın Kullanılması

Banknot biçimindeki kâğıt para ilk defa Çin’de kullanılmaya başlanmıştır. 618’den 1279 yılına kadar uzun bir geçerlilik süresi olmuştur. Bu sayede kâğıt para 10. yüzyılda kısıtlı bir bölgede de olsa tacirlerin tuz alım- satımını kolaylaştırmıştır. Banknot basımı kamulaştırılsa da zamanla pek çok bölgesel para ortaya çıkmıştır.

Toplu kâğıt basımı 11. yüzyıl‘da matbaanın icadıyla gerçekleşmiştir. 13. yüzyıl ortalarında pek çok farklı para standart bir konuma kavuşmuştur.

7. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında İslam ülkelerinde artan ticaret ve değer istikrarını sürdüren Dinar’dan beslenen güçlü bir paralı ekonomi oluşmuştur. İlk kez kredi, çek, borç senedi ve tasarruf hesabı kavramları ortaya çıkmıştır. Böylece de bankacılığın temeli oluşmaya başlamıştır.

1661 yılında Avrupa’da ilk kez İsveç’te resmi kâğıt para tedavüle girmiştir. Gerçi İsveç zengin bakır rezervlerine sahipti, ancak bakır demir paralarının nominal değeri düşüktü, bu nedenden dolayı da aşırı derecede büyük ve epey ağır demir paralar dökülmesi gerekiyordu.

Banknot kullanımının kredi verme, altın ve gümüşün transferindeki risklerin ortadan kalkması gibi pek çok olumlu etkisi olmuştur. Buna ek olarak da şirketlerden hisse senedi alabilme olanağı da doğmuştur.

Diğer tarafta, bazı olumsuz yanlar da söz konusu oluyordu; örneğin hükümetler artık mali gereksinimlerini (kolaylaştırılmış savaş maliyeti gibi) karşılamak üzere sınırsız boyutta para basabiliyordu; çünkü değerli taşlarla kesin belirlenmiş değere sahip madeni paranın aksine, banknotların belirli bir değeri bulunmuyordu. Bu gelişmeyle birlikte de yüksek enflasyon tehlikesi olasılığı baş göstermiştir.

Ulusal Tek Paraya Geçiş

İlk çağda sikke basma hakkı her asilzadenin elde etmeye çalıştığı bir ayrıcalıktı. Bunun nedeni de sikke düzenlemesinin ayrıcalıklı bir egemenlik hakkı oluşuydu. Bu da, her sikke türünün şiddetli fiyat dalgalanması olduğu için, karşılaştırılması olanaksız pek çok değerin tedavülde olmasına neden oluyordu. Ortaçağda alışılmış sikkeler tedavülde olduğu için yabancı bir sikkenin para değeri, değerli maden oranıyla belirleniyordu. Bu da bölgeler üstü ticareti engel oluşturuyordu. Ticareti kolaylaştırma ve güç odaklanması ise ulusal tek paraya olan eğilimi artırdı.

Paranın tedavülde olduğu eski dönemlerde, sikkenin maden oranı nominal değeriyle uyum içindeydi. Sikke bastıran kişi, para ihtiyacı karşılama amacıyla sık sık sikkenin değerinin düşürülmesini sağladığı için yeniçağın ilk dönemlerinde daha büyük bir enflasyon söz konusu olmuştur. Örneğin; 30 Yıl Savaşlarının başlangıcındaki Kipper ve Wipper zamanı, sikkelerin değerinin düşürülmesinden ileri gelmektedir.

Avrupa’da ilk olarak Fransa, madeni para hakkını merkezi yönetimi ve kraliyet gücüyle garanti altına almıştır. İlk esaslı para reformu XIII. Ludwig zamanında yapılan büyük madeni para reformudur. 1640 ve 1641’de “Louis D’or” adlı para birimi ithal edilmiştir. 1795 yılında Fransız Frankının tedavüle girmesiyle birlikte ilk kez ondalık sisteme geçilmiştir. Napolyon’un seferleriyle de bu para ve onluk parçaları Avrupa’ya yayılmıştır. Bununla birlikte Fransa ve çevresinde, birkaç madeni para sistemi oluşmuştur. Bu sistemlerde benzer şekilde yapılanmış ve yüksek saflık dereceli tedavüldeki paralardan dolayı sabit bir döviz kuru oluşturulmuştur. Böylece de 23 Aralık 1865 yılında Latin Madeni Para Birliği’nin kurulması sağlanmıştır. Fransa, Belçika, İtalya, İsviçre ve Yunanistan’ın katılımıyla oluşan Latin Madeni Para Birliği, madeni para üretiminde oldukça avantaj sağlamıştır. Tüm bu ülkeler aslında kendi madeni paralarını basmışlardır. Basılan paraların hepsi 35 mm çapında; 32, 26 gr. altından olan 100’ lük madeni paralardır (100 Frank, 100 Lira, 100 Drahmi).

Latin Madeni Para Birliği’nin dezavantajı ise, çift metalliliktir, yani altın madeni paralarla gümüş madeni paraların sabit takas oranıdır.

Altın Standardı

19. yüzyıl sonlarına doğru gümüş paraların büyük değer kaybı, çift metal paralardaki sorunları gündeme getirmiştir. Öyle ki çoğu ülke altın tek metal sistemine geçmiştir. Para birimlerinin altına bağlı desteklenmesi ile kâğıt paranın dolaşıma girmesine bağlı olumsuzlukları (özellikle de yüksek enflasyon risklerini) yumuşatma amacı güdülüyordu. İngiltere bu gelişmeye öncülük etmiş ve 1817’de altın standardını yürürlüğe sokmuştur. 1871 yılında Alman – Fransız Savaşıyla (1870), Almanya ve 1900’de de Amerika bu sisteme geçmiştir. 1880’den sonra ise altın para tamamen farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır.

Para rezervi biçimleri Genellikle altın sikkeler Altın, gümüş, ufaklık para, kâğıt para
Altınİngiltere, Almanya, Fransa, AmerikaBelçika, İsviçre
Genellikle dövizRusya, Avustralya, Güney Afrika, MısırAvusturya- Macaristan, Japonya, Hollanda, İskandinav ülkeleri,
Döviz haricindeFilipinler, Hindistan, Latin Amerika

Altın standardıyla birlikte konvertibilite (Serbestçe başka para birimlerine çevrilebilirlik) görevi de doğmuştur. Bu da teorik olarak nakit paranın Merkez Bankasındaki altın değeriyle takası anlamına gelmektedir. Altın paritesi ya da altın denkliği burada takas durumunu ifade eder. Bu saf altın standardı aslında teoride kalmıştır. Altın paranın depolanması ise pratikte artan nakit enflasyonuna karşı bir önlem görevi (fiyat istikrarı sağlama) görmüştür.

I. Dünya Savaşıyla birlikte hükümetlerin para ihtiyacı artmış, dünya ekonomi krizi ve II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle de bu ihtiyaç somutlaşmıştır. Öyle ki çoğu ülke altın standardını kaldırmış ve altın külçe standardına geçmiştir (banknotların direkt olarak altınla takası da böylece son bulmuştur).

Para birimleri

Sahte Para

Sahte para, para değeri varmış gibi görünen, ama herhangi bir değeri olmayan, yapımına hile karıştırılmış ya da taklit edilmiş para anlamına gelmektedir. Bu parayı kullananların amacıysa alacaklıları paranın gerçek değeri konusunda aldatmaktır. Sahte para kullanılması, bu paranın piyasaya sürülmüş olduğu anlamına gelmektedir. Sahte para imalatı, piyasaya çıkarılması ya da çıkarılma amacıyla hazırlanması dünya genelinde suçtur.

Para Sahteciliğinin Tarihi

Paranın piyasaya ilk olarak çıkarılmasından beri az ya da çok sayıda marifetli dolandırıcılar paranın taklidini üretmek ve piyasaya çıkarmak çabasındadırlar.

MS 220 yıllarında o zamanlar Roma İmparatorluğu sınırları içinde olan Retien bölgesindeki Rißtissen’de, kilden kalıplar yardımıyla büyük miktarda sahte Roma Denarius’u basılmıştır. Sahte sikkeler ve kalıplar Rißtisser’deki Roma müzesinde görülebilir. Ayrıca bugünkü adı Rottweil olan Arae Flaviae’den de MS 100’lü yıllara ait benzer bir buluntu vardır. Altın talerin sahtesiyle (genellikle sert maddeden olur) gerçeğinin ayırt edilmesi için ısırma yöntemi kullanılırdı. Ortaçağ’da bir kalpazan kaynar yağa sokularak ağır cezaya çarptırılırdı.

İkinci dünya savaşında Alman İmparatorluğu gizli servisinin, Aktion Bernhard takma adlı bir sahte para eylemi gerçekleşti. Bunun yanı sıra düşman ülkelerin ekonomisinin dengesini bozmak amacıyla büyük miktarlarda sahte yabancı para üretilmiştir. 1970’li yıllarda Günter Hopfinger elle boyanmış Bin ve Yüz Marklar sayesinde ün kazanmıştır. Bunun için 4 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.

1994 yılından beri Kuzey Kore’nin Süper dolar olarak tanımlanan mükemmele yakın şekilde Dolar ürettiğine ilişkin şüpheler vardır.

Hukuki Boyut

Sahte para hazırlanması ve imalatı için her dönemde ağır cezalandırmalar bulunmaktadır. Günümüzde orijinal sikkeler ve banknotlar sahtelerinin hazırlanmasını mümkün oldukça zorlaştıran bazı özel güvenlik işaretlerine sahiptir.

Para sahteciliğinin önlenmesi

Güvenlik İşaretleri

  • Girintili Baskı
  • Güvenlik şeridi
  • Su işareti
  • Hologram
  • Eğildiğinde görülen renk değişimi
  • Şeffaflık boyutu
  • Özel ince kâğıt / Özel ince kâğıt malzemeleri
  • Parlak bant şerit / Değişken renkler
  • Küçük baskı yazılar
  • UV-Florans (kâğıt içinde bulunan teller, baskı renginde fosfor gibi ışıldayan renkler)
  • Kızılötesi: Emilim ya da IR-Florans-Özelliği
  • Özel kâğıt
  • M-Özelliği – Sahte banknotları orijinallerinden ayırmada her zaman çok güvenli bir yöntem olan, özel makineyle okunabilir tabaka. Her banknot her üç ayda bir araç içinde merkez bankası şubesine ulaştırılır ve burada kontrol edilir.

Sahtecilik Türleri

Sahtecilikler genelde devlet bankası şubelerinde (Federal Alman Bankası, İsviçre Ulusal Bankası) fark edilir ve belirli resmi makamlara bildirilir.

Sahtecilikler kalitelerine göre sınıflara ayrılmaktadır.

Demir para

Avrupa Bölgesinde en sık sahte basımı yapılan birimler 2 ve 1 Avroluklar ve 50 Sent demir paralardır. 2006 yılında Almanya’da Euro para birliğinden bu yana en yüksek oran olan 77.000 adet sahte demir para ele geçirilmiştir. İsviçre’de de bu durum 5 frank demir para için geçerlidir.

Sahte paranın 2 Avro demir paralarda basımı oldukça çoktu ve kâğıt paraya oranla demir para olarak basımı sayıca çok daha fazlaydı. 75.000 adet 2 Avro üzerinde çalışmalar neticesinde yaklaşık 15 ila 25’inin sahte olduğu ortaya çıkmıştır. 2006 yılında 141.000 sahte 2 Avro demir para ve 14.000 sahte 1 Avro demir para piyasadaydı. Sahtecilik yapılan paraların miktarları bölgelere göre değişiklik göstermekteydi (kırsal bölgelerde kentlere oranla daha az sahte para basımı görülüyordu). Gündelik yaşamda tecrübesiz birinin sahte bir parayı tanıyabilmesi neredeyse imkânsızdır. En basitinden sahte Avro demir paralar bir mıknatısla anlaşılabilir: sahte Avro demir paralar genellikle çok serttir ve manyetik (mıknatıslı) değildir. Gerçek 1 ve 2 Avro demir paralar ise çok kolay şekilde mıknatıslara yapışırlar.

İsviçre’de üretimi İtalya’da yapılan 5 frank demir paralarının gerçek gibi görünen sahteleri çıktığında, sahte para basım yerlerinin feshedilmesiyle durum biraz daha iyileşti. Önlem olarak şimdilerde derin bir kenar yasına sahip olduğu için 1985 yılından 1993 yılına kadarki 5 Frank demir paralar toplatılıyor ve yok ediliyor. Bu paralar 2007 yılından itibaren geçersizdir, fakat merkez bankası tarafından önceden olduğu gibi itibari değeriyle geri alınıyor. Diğer basım yıllarında paraların daha belirgin kenar yazıları bulunduğu için sahtelerinin üretilmesi zordur. 1998 yılında 21.000 sahte demir para saptanmışken bu sayı 2004 yılında 339’dur.

Bunun yanında çok sayıda sahte 2 Franklıklar ve 20 Frank Altın parçaları da saptanmıştır.

Kâğıt paralarda sahteciliğin tanımlanmasına ilişkin işaretler:

  • Renkler
  • Çentikler
  • Ağırlık ve Ağırlık merkezi (tam merkezi olmayan basım)
  • Boyut
  • Elektriğe dayanıklılık
  • Manyetiklik

Para Krizi

Millî ekonomi krizi adıyla da anılan para krizi bir para değerinin ani ve beklenmedik bir şekilde devalüasyona uğramasıdır. Bu da bir ya da daha fazla para değeri veya altın karşısında sabit döviz kurunun istenmeyen düşüşüyle meydana gelir. Para krizleri sık sık mali ve ekonomik krizlere neden olur.

Para krizleri her zaman farklı yapıda olsa da, çok sıkça açığa çıkan bazı erken sinyal ve belirtiler gözlemlenebilmektedir. Bunlar arasında; (kalıcı) üretim bilanço açıkları, sermaye bilançosunda güçlü döviz akışı, kısa vadeli dış ticaret yükümlülüklerinin artışı, yüksek kredi büyümesi ve varlık değerlerinde (özellikle gayrimenkuller ve hisselerde) yoğun fiyat artışları sayılabilir.

Bir para krizinin patlak vermesinin ardından tipik kriz semptomları ortaya konur. Burada yurt dışı borçlanmalarındaki artan kısa vadeler, yurt dışı borçlarının yabancı paralarla güçlükle ödenmesi, borçlu ülkelerdeki kredi alacaklılarına yüksek faiz kıyası, hisse senedi ve taşınmazların yüksek değer kaybına uğraması, sermaye göçünün dönüşü ve de para rezervlerinde ciddi kayıplar söz konusudur.

Bretton Woods Sisteminin sona erişinin ardından meydana gelen para krizlerine örnek olarak; 1971 Dolar krizi, 1982/83 Amerika borç krizi, 1994/95 Meksika krizi (Tequila krizi), 1997 Güney Doğu Asya finans ve para krizi (Asya krizi) ve 1999 Brezilya krizi verilebilir.

Krize Karşı Uluslararası Önlemler

Merkez Bankalarının Koordinasyonu

Aralık 2007’den beri Avrupa Merkez Bankası (EZB) Amerikan Federal Rezerve ile yaptığı anlaşma gereği bankalara Amerikan Doları sunmaktadır ve buna karşılık para piyasasındaki durumu rahatlatmak için güvence olarak Avro değerini karşılayan kıymetli kâğıtlar almaktadır. Avrupa Merkez Bankası aynı şekilde özel bankaların değişken kur risklerini üstlenmektedir. 18 Eylül 2008 tarihinde dünya genelindeki merkez bankaları para piyasasındaki gerilimi yumuşatmak için 180 Milyar Amerikan Doları sunmuşlardır. Bankalar 18 Eylül 2008 Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası’ndan bir gün için 40 milyar ABD Dolarına kadar para alabilmişlerdir, dahası açık bir hacimle Avroya hızlı bir teklif ortaya çıkmıştır. Bank of Japan ilk defa ABD Doları sunmuştur.

Aralık 2008’den itibaren aralarında Federal Rezerve (Fed), Avrupa Merkez Bankası (EZB), Bank of England (BoE) ve İsviçre Ulusal Bankası (SNB) gibi bankaların da bulunduğu öncü bankalar ortak bir hareketle dünya genelinde güdümlü faiz oranını düşürmüşlerdir. O zamandan beri güdümlü faiz oranlarını on yıldan beri eriştiği en düşük seviyeye kısmen tarihindeki en düşük duruma getiren faiz gerilemeleri yaşanmıştır.

6 Nisan 2009 tarihinde Avrupa Merkez Bankası Federal Rezerv’e 80 Milyar ABD Doları swap-lines kaynağı sunmuştur. Britanya Ulusal Bankası 60 Milyar Sterlin, İsviçre Ulusal Bankası 40 Milyar Frank ve Japonya Merkez Bankası ise 10 Trilyon Yen sunmuştur. Amerikan kredi kurumları Fed üzerine geleceğe yönelik kredi bağlamında dış para birimlerine başvurabilmektedir. Ulusal bankaların önlemleri 18 Eylül 2008 önlemlerini aksi yönde tamamlamaktadır. O zamanlar Fed dış ulusal bankalara toplamda 300 Milyar ABD Doları swap-lines vermiştir.

Kurtarma Paketleri

Finans krizi çerçevesinde birçok ülkede geniş kapsamlı kurtarma paketleri ve finans piyasasını sabitleme yasaları çıkarılmıştır.

Bunlar ABD’de şöyleydi: Economic Stimulus Act of 2008 (ESA kapsamında: 150 Milyar ABD Doları), Emergency Economic Stabilization Act of 2008 (EESA kapsamında: 700 Milyar ABD Doları) ve American Recovery and Reinvestment Act of 2009 (ARRA kapsamında: 787 Milyar ABD Doları).

Almanya’dakiler: Finans piyasasını sabitleme yasası (FMStG kapsamında: 400 Milyar Avro), Önlem paketi “Büyümenin güçlenmesi yoluyla istihdam güvencesi” (Kurtarma paketi 1 kapsamında: 50 Milyar Avro) ve Kurtarma programı “Krize direnme, bir sonraki canlanma için güçlü durma” (Kurtarma paketi 2 kapsamında: 14 Milyar Avro);

Avusturya’dakiler: Kurtarma paketi 1 ve 2 ve Vergi Reformu (toplamda yaklaşık 12 Milyar Avro).

Deutsche Bank Research’ün bir araştırmasına göre kurtarma programının birçok yıla dağılımı yapılan hacmi yaklaşık 2 Trilyon ABD Dolarından oluşmaktadır. DB Research’e göre programlar olmasaydı kişi başına düşen yıllık gelirdeki düşüş göz ardı edilemeyecek kadar çok olurdu. Araştırma kişi başına düşen yıllık gelirin kriz şartlarında gerilemesini şu rakamla ifade etmektedir: “4 Trilyon” ABD Doları. Bankacılık sektörü sonunda yavaş yavaş iyileşme gösterebilmektedir.

Bankalara Yapılan Yardımlar

Kriz çerçevesinde ABD’de ve Almanya’da Bad-Bank Konsepti (Tasfiye edilen bankalar) sunulmuştur. Almanya’da 2009 yılında finans piyasasının istikrarının geliştirilmesi yasasıyla merkeze bağlı olmadan tek tek kredi kurumları için bir Bad Bank kurma olanağı sağlanmıştır. Bu Bad Bank kusurlu olarak yapısı belirlenen kıymetli kâğıtları kabul edebilir ya da iyileştirme gereksinimi duyan bankaların tüm zarar eden iş alanlarını tasfiye edebilirdi.

Kasım 2008’den beri banka borcu harcamaları devlet tarafından garanti altına alınmaktadır. Aralık 2009’a kadar devlet tarafından garanti altına alınan banka borcu harcamalarının hacmi yaklaşık 800 Milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. 450 Milyar ABD Dolarından daha fazlası Batı Avrupa’nın, geri kalanın büyük bir kısmı ise ABD’nin payına düşmektedir.

Uluslararası Para Ticareti

Uluslararası para ticareti, paranın (dövizin) farklı ticaret yerlerinde satın alınması ve satılmasıdır. Artan uluslararası kartelleşmeler nedeniyle, döviz piyasasındaki parayla yapılan uluslararası ticaret son yıllarda oldukça önem kazanmıştır. Paralar hem spekülatif hedeflere hem de reel ekonomik temelli değişim hedeflerine ulaşmıştır. Bir paranın değişiminde, ekonomik entegrasyonu güçleştiren – çoğu ekonomistin görüşüne göre – ayrı bir işlem maliyeti de ortaya çıktığı için, son yıllarda parasal birliklere talep artmaktadır (örneğin; Avrupa Birliği Ekonomik ve Parasal Birliği).

Para Birimi İsimlerinin Etimolojik Listesi

Para, tıpkı ülke bayrağı gibi, bir ülkenin kimliğini oluşturan niteliklerden biridir. Fakat ülkeler çoğunlukla başka ülkelerin para isimlerini benimsemişlerdir. Örneğin; Joachimstaler/Taler denince (Amerika, Asya ve Afrika’da) Dolar anlaşılmaktadır (Joachimstaler adı, Çek Cumhuriyetindeki Jáchymov şehrinden gelir; bu şehir ağır maden yatakları ile tanınır).

Para İşaretleri ve Kısaltmaları

Çoğu para değerinin kendine has yazı işareti ya da kısaltması vardır. Bunlarda para birimi sembolü kullanılır. Örneğin;

  • £, Paund için
  • $, Amerikan Doları gibi pek çok para değeri için
  • ¥, Yen ve Yuan için
  • €, Euro için
  • ₦, Naira için
  • ₺, Türk Lirası için

İki tip kısaltma vardır: Biri işaret ya da herhangi bir kurala dayanmayan ülke içinde kullanılann harf kısaltması (örneğin; İsviçre Frankı için „Fr“ ya da „sfr“), diğeri de üç harf kuralı kısaltmasıdır, ki bu da uluslararası para ticaretinde kullanılan ISO- 4217 Standardına göre oluşturulmuştur (örneğin; CHF)

Para Birimi Sembolleri

Çoğu para biriminin karakteristik kısaltması ya da sembolü bulunmaktadır.

  • ₤, Pound sembolü; ₤ sembolü L harfinden ve Latin librasından (Pound) türemiştir. Değerli metal ağırlığının ölçümünde ağırlık birimi olarak ve de para birimi olarak kullanılmıştır.
  • $ birçok para biriminin ve de Amerikan Doları’nın sembolü; Dolar simgesi aslında, İspanya-Meksika Peso’su (Piaster) için kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri para biriminin 1780 ve 1790’lı yıllarda yürürlüğe girmesiyle birlikte “Dolar” kelimesi de (Meksika para birimi Amerikan-İngiliz dil kullanımında “İspanya Doları”, yani “İspanyol Taleri” olarak adlandırılmıştır) Meksika’dan devralınmıştır.
  • ¥, Yen ya da Yuan sembolü; Enine tek çizgili ¥ sembolü varyasyonları da vardır. Çin simgesi ve Japon simgesinde iki enine çizgi vardır, fakat Japon sembolü oldukça farklıdır.
  • €, Avro sembolü; Avro sembolü, 1974 yılı Avrupa Topluluğu baş grafikçisi Arthur Eisenmenger’in tasarımıdır. Yunan harfi Epsilonu (ε), bununla da Avrupa’nın antik kökenini çağrıştırır. İki düz çizgisi Avro ve Avrupa’nın ekonomi sahasının istikrarını simgeler.

Kaynak: http://www.wikipedi.org

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s