“OKUMUŞ İNSANIN GÖRMESİ GEREKEN BEŞ ŞEHİR”

Yenal Bilgici’nin İlber Ortaylı ile yaptığı röportaj sonucunda kitaba çevrilen “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” da İlber Hoca’nın yaşam bilgilerini ve pratik tavsiyelerini içeren, gençlere, yaşlılara, öğrencilere, yolun başındakilere, emeklilere; kısacası ömrünü verimli kullanmak, güzel bir yaşam sürmek isteyen herkese yönelik tavsiyeler yer almaktadır.

“Nasıl Seyahat Edilir, Nereleri Görmek Gerekir?” bölümünde İlber Hoca okumuş insanın görmesi gerektiği beş şehirden bahsetmiştir.

Beş şehri anlatacağımız bu yazı serimizin ilk şehri olan Petra’yı sizler için araştırdık. Bakalım Petra’nın ne gibi özellikleri varmış birlikte inceleyelim.

  1. PETRA

Dünyanın en gizemli antik kentlerinden birisi olan ve Ürdün’de yer alan Petra, MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında Arap topluluğu olan Nebati halkına başkentlik yapmıştır.

Siq adı verilen 1 km’lik  dar geçitlerden sonra, Petra’da ayakta kalan en büyük ve en görkemli yapı olan “El-Hazne” karşılıyor, sonrasında bir tapınak, bir anfi tiyatro ve düzinelerce mezar.

Yüksekliği 12 katlı bir binanın yüksekliğine sahip (39 metre) olan El-Hazne’nin nasıl ve ne amaçla yapıldığına dair birçok arkeolog, tarihçi ve mühendis araştırma yapmış ve El-Hazne’nin ardındaki sırları çözmeye çalışmışlar. Böylesine çorak bir çölde neden böyle görkemli bir yapı inşa edilmişti?

Petra, antik dünyanın en önemli ticaret yollarından birkaçının birleştiği noktadaydı. Bu noktada yer alan Nebatiler ticaret sayesinde zengin ve nüfuslu hale geldiler. Ticaretle gitgide zenginleşen Petra, Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne hatta Gazze’den Şam’a kadar ticarette önemli bir kavşak noktası haline döndü. Böylece Arabistan, Mısır, Suriye, Hindistan, Yunanistan ve Roma’yı birbirine bağlayan bir yer oldu. Bu sırada batıda Romalılar ve Yunanlılarla ve doğuda da Perslerle ticaret yapmaya başladılar.

Peki bir grup tüccar çölün ortasında El-Hazne gibi mühendislik harikası yapıyı nasıl inşa etmeyi başardılar?

Desteksiz yapılarda temelden başlanır fakat kesme taşlarda yukarıdan başlayıp aşağıya inilir. Yani El-Hazne’de 39 metre yükseklikten aşağıya doğru oyularak inşa edilmiştir. Yapıda bulunan geniş oyuntulu izler işin büyük bölümünün kazmayla yapıldığını göstermektedir. Yukarıdan aşağıya tekniğini kullandıkları için hata kabul edilmeyecek ve her kesim mükemmel olacaktı. Hata yapıldığı takdirde tekrar yukarı çıkıp düzeltme şansları yoktu.

Yukarıdan aşağıya tekniğiyle sadece dış cephe yapılmamış aynı zamanda içinde bulunan odalar da açılmıştır. Sadece kazmayla kayayı oyarak yaptıkları bu yapıdan yaklaşık 6 bin metreküp taş çıkarılmıştır. Yani iki olimpik havuzu dolduracak kadar taş çıkarılması inanılmaz bir başarı göstergesidir.

Öte yandan Nebati halkının emek harcadığı bu yapılarını doğal afetlerden de korumaları gerekiyordu. Kasımla mart arasındaki yağmur mevsiminde yağmur öyle şiddetli olur ki çorak toprak suyu ememez ve yıkıcı su baskınlarını tetikler. Ağır bir yağmur fırtınasında her şey Petra’nın en dar ve en uzun kanalı siq’e akar. 100 metre derinliğe ve 1,2 km uzunluğa sahip siq yolu yüzyıllar boyunca oluşan su taşkınlarıyla oyulmuştur.

Siq Yolu

İki bin yıl önce çalışan mühendisler bu tehlikeyi önlemek ve seli durdurmak adına 30 metre uzunluğunda tünel inşa etmişlerdir. Amaç sadece El-Hazne’yi korumak değildi. Petra gibi bir çöl bölgesinde yaşamak için önemli olan, sağlam bir su kaynağı oluşturmaktı. Petra’nın merkezinden 25 km çapında bir alana kadar her su kaynağını yaptıkları bu havzaya bağlamışlardır.

Ellerinde sadece pişmiş topraktan yapılmış borular varken suyun basıncına dayanıp kırılmadan suyu biriktirmeleri de ayrı bir meziyet. Bu boruların kırılmaması için boruların içindeki suyun maksimum %80 oranında dolması gerekir. Nebatiler bunun çözümünü ise kentin çevresindeki yüksek kayalıklarda buldular. Daimi eğilim sistemle boruların içindeki su seviyesini kontrol ederek en az riskle yüksek miktarda suyu biriktirmeyi başardılar.

El-Hazne ne amaçla yapıldı?

Nebatiler çöl ticaret yollarında çalışırken dolaştıkları medeniyetlere göre fikirleri, sanat tarzları ve inançlarını birleştirdiler ve bunu El-Hazne’nin dışını süsleyen motiflere yansıttılar. Özellikle Roma ve Yunan imparatorluğunun etkisi büyük olmuştur.

Önce buranın tapınak olduğu söylendi fakat tapınağı belirleyen özellikler bulunmuyordu. Sonra bir başkası mezar dedi ve yine ceset kalıntısı olduğuna dair işaret bulunamadı. Belki görkemini ve zenginliğini göstermek isteyen bir kral inşa etmişti ama hangi kral?

Petra Arkeoloji Parkı’nın müdürü Suleıman Farajat  El-Hazine’nin gizli bir katı olabilir mi düşüncesiyle 2003 yılındı büyük bir kazı başlattı ve düşüncesinde haklı çıktı. Yüzeyin 6 metre altında dört gömü odası buldu. İçinde on bir kişinin kemikleri vardı. Peki buraya kim gömüldü? Uzmanlar mezardan çıkan eşyaları analiz ettiğinde El-Hazne’nin IV. Aretas’ın döneminde yapıldığı düşünüldü.

Suleiman Farajat’ın kazıları sonucunda arkeologların buldukları tanrılara hediyeler buranın bir tapınma yeri olduğunu gösteriyor. Öte yandan bu ayin sunularının keşfi El-Hazne’nin kutlama ve hac yeri olduğunu bildiriyor.

Nebatiler çöl tüccarlarından fazlasıydı. Onlar nitelikli birer mimardı ve El-Hazne en büyük başarılarıydı.



Kategoriler:Diğer, Genel

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: